24 Mayıs 2015 Pazar

Bobbi Brown || Natural Brow Shaper (Clear) - Kaş Mascarası





Sanırım kozmetik anlamında en büyük "ihtiyacım" kaş ürünleri. Doğal olarak sürekli farklı markalardan kaş ürünleri deniyorum. Bu defa da Bobbi Brown'ın Natural Brow Shaper isimli kaş mascarasını deneyimledim ve fikirlerimi sizinle paylaşmak istedim.
Ben renkli kaş mascarası kullanamıyorum nedense, o yüzden bunun da şeffaf olanını aldım.
4.2 ml yani diğer kaş mascaralarına göre birazcık küçük.
Ambalajının şeffaf olmaması hem iyi hem kötü; içinde ne kadar kaldığını görememek kötü, zamanla kirlenen ürünü görmemek iyi.
Ambalajın küçük olması çantada taşımak ya da seyahatlere götürmek açısından da avantaj. 
Bu serinin renkli olanlarını kullananlar doğal kaş rengine çok uygun bir renk skalası var diyor ama ben renklileri hiç denemediğimden size kesin bilgi veremiyorum.
Fırçası kaşları güzel tarıyor. Uygulama sonrası kıtır kıtır bir his kalmıyor yani çok sertleştirmiyor. 
Çok akışkan olmadığı için de kolay kuruyor.
Sabitlemesi orta diyebilirim. Özellikle benim gibi kaşlarınızı kesmiyorsanız gün içinde kaşların özellikle bitiş kısmı da düşmeler olabiliyor.
Fırçası üçgen formda. Bunun en güzel yanı kaşların bitiş kısmı ince olduğundan bu fırçanın ucuyla etrafa bulaştırmadan uygulama yapılabiliyor.
Fiyatı bildiğim kadarıyla şuan 83 tl. Peki her zamanki gibi sizin adınıza kendime şu soruyu soruyorum: 83 liralık bir ürün mü?

Bence değil. Şöyle ki hem boyutu hem de sabitleme konusundaki performansına bakacak olursak çok daha ucuz ürünlerle neredeyse aynı benim için. 
Karar sizin :)
Mutlu pazarlar...


22 Mayıs 2015 Cuma

Mini Elca Alışverişi

 
 
 
Haftanın son gününden herkese merhaba, dün kendimi tutamayıp ve bir şeyler alma iç güdüme ket vuramayıp Elca'ya gittim. 
Elca'nın ne ve nerede olduğuyla ilgili bir yazı hazırlayacağım bilmeyenler onu beklesin. Çok yakında bütün detaylarıyla Elca bu blogda :)


1 ay önceki ziyaretimden bu yana pek bir şey değişmemişti aslında.
Sadece 3 parçayla yırttım.
Bu arada bu alışverişimle birlikte 1 Temmuz'a kadar kozmetik almamaya karar verdim. Sizin de bilginiz olsun belki beni durdurursunuz.

2 oje ve 1 fondötenle son bulan alışverişim bana toplamda 84 tl'ye mal oldu.

Soldaki ilk ürün Mac'in Rocky Horror Picture Show koleksiyon ürünü, ismi Bad Fairy. Bugün tırnaklarıma bunu sürdüm. Gerçekten şahane bir rengi var ama anca 3-4 katta tam sonuç alınıyor. Tamamen uygulandığında folyomsu şahane bir bitişi var. Yakında burda ya da instagramda paylaşırım.

Bobbi Brown'un Luminous Mousturizing Treatment fondötenini bulduğum için çok mutluyum. Önceki gidişimde de vardı ancak hep koyu tonlardı alamamıştım.
En açıktan bir koyu rengi olan 0 Porcelain rengini aldım. Bu fondötenin çok nem verdiğini ve ışıltılı bir bitişi olduğunu söylüyorlar. Bakalım deneyip göreceğiz.
 
Son olarakta Just Jewels isimli ojeyi aldım. Uçuk pembe renkte içinde mavi, altın sarısı ve pembe pullar var. Umarım güzel durur tırnakta. Bu tarz pullu ojeler bazen kötü çıkabiliyor.

Ürünleri denedikçe sizlerle fikirlerimi paylaşacağım. Blogumu, Instagram hesabımı ve Twitter'ımı takip etmeyi unutmayın!
Şimdiden iyi haftasonları...

21 Mayıs 2015 Perşembe

Trend Alarmı !!!! Gladyatör Sandaletler




Yaz yaklaşırken trend olan parçalarda tabiki değişiyor. Bu defa kadınların en büyük tutkularından biri olan ayakkabılardan bahsedeceğiz.
Valentino'nun 2015 Spring-Summer kreasyonunda yeniden moda dünyasıyla buluşturduğu gladyatör sandaletler benim hiç hoşuma gitmeyen tarzda olmasına rağmen elbetteki bahsetmek gerekir diye düşündüm.



Helenistik tarzın en önemli parçalarından biri olan gladyatör sandaletler, farklı boylarda, renklerde ve eskiye oranla radikal bir farklılık olan topuklu seçeneklerle karşımıza çıkıyor.



Chloe 2015 Spring-Summer defilesinde bu dolgu topuklu gladyatör sandaletlerini görücüye çıkardı. Ben daha düz olanlarını bile sevememişken bunlar çok garip geliyor gözüme ama beğeneni de vardır muhakkak.


Bu sandaletlerin en çok bohem, etnik stillerle tamamlanmasından yanayım. Asla formal görüntülere yakıştıramıyorum. Keten, tülbent, şile bezi gibi materyallerden yapılmış elbise ya da etekler bu sandaletlerle kombinlemek için biçilmiş kaftan.


Jeande güzel bir seçim olabilir. Özellikle koyu renk jean elbise ve etekler kahve tonlarındaki gladyatör sandaletlerle iyi bir kombin yaratabilir.

Zannetmeyin ki sadece kahve tonlar var. Artık bir çok markada hemen hemen her rengi bulmanız mümkün. Ben Zara'nın vitrininde bir kaç aydır görmeye başladım bile.





Bu parçayı stilinize katarken tavsiyem, diğer parçalarda mümkün olduğunca soft ve abartıdan uzak seçimler yapmanız.

Hem renk, hem de model olarak daha geri planda kalacak kıyafetlerle birleştirerek  rüküşlükten uzaklaşır ve sandaletlerinize gereken ilgiyi çekebilirsiniz.













Miu Miu'da şeffaf topuklarıyla bu modaya yeni bir soluk getiren markalar arsında yerini aldı. Sanırım benim için en iyisi dümdüz olanlar.

Özellikle uzun etnik etekler, yırtmaçlı elbiseler, kısa kot şort/eteklerle şahane kombinler yaratmak mümkün.





Özellikle Yaz'ın gelmesiyle festival ve konser sezonu açılmış oluyor. Eğer bu upuzun deri bantlı sandaletlerle ayak mantarı riskini göze alıyorsanız şahane bir stil yaratabilirsiniz.




Dantelle de çok güzel ikili olabiliyorlar. Renk olarak en çok beyazla yakıştırıyorum ben gladyatör sandaletleri. Saçlarınızda örgüler ya da geniş dalgalar, boncuk aksesuarlar, sırt çantaları ya da küçük postacı çantalarla sokak stilinizi de oluşturmanız mümkün.



Ünlüler hiç bir trendi kaçırmadığı gibi bunu da kaçırmamış. Rita Ora, Selena Gomez, Kourtney Kardashian, Olsen Twins, Rihanna bu trendi stiline uygulayanlardan sadece bir kaçı.



Son olarakta bu trend kimlere uygun kimlere değil onlardan bahsedelim. Üzgünüm kızlar ama bacaklarınız kalınsa bu sandaletler size göre değil. Bantlar arasındaki boşluklardan fışkıran etler istemeyiz değil mi? Şahsen ben istemem o nedenle de kalın bacaklı olanların en kısa modelleri tercih etmesini öneririm.

Boyunuz ne kadar uzunsa o kadar uzun olan modelleri tercih edebilirsiniz. Kısa boyluysanız uzun olanlardan uzak durun, kalçadan çıkan gladyatör sandaletler gibi görünürsünüz.

 Açık konuşmam gerekirse bacaklarım incecikte olsa bu sandaletleri giymezdim. Nedense içim hiç ısınmadı. Siz bu sezon dolabınıza gladyatör sandalet eklemeyi düşünüyor musunuz?

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Mac - Kinda Sexy Ruj




Günaydınlar!
Bugün Mac'in en çok satan, en popüler ruhlarından biri olan Kinda Sexy'den konuşacağız. Aslında bunun gibi üzerine çok yorum yapılmış, dillerden düşmeyen ürünleri yazarken "zaten herkes bahsetti" diye düşünüyorum ama gözlemlediğim ufacık bir şey bile kararınızı değiştirebilir diye düşünüp yazıyorum. Sizce böyle daha önceden çok yazılmış ürünleri geçte olsa yazmam faydalı mı?
Mac'in Matte serisinden bir ruj Kinda Sexy. En kaba tanımıyla bir nude. Daha detaylı anlatmam gerekirse; nude rujun şeftali ve kahveyle birleşmesi diyebilirim. Ben bu rengi 2 yıl önce Mac'te denemiş ve beni ölü gibi gösterdi diye almamıştım. 6 ay önce bir akşam internetten sipariş verdim ve deneyince çok sevdim. Burdan çıkaracağınız sonuçlar:
1- Bazen mağaza ışığında ürünlerin rengi gerçeği yansıtmıyor olabilir.
2- Ruj seçerken o günkü göz makyajınız ve ten makyajınız da çok önemli.
Kalıcılığı bu tondaki rujlara göre çok çok iyi. Çıkmıştır tazeliyim diye ne zaman aynayı elime alsam hala dudağımda durduğunu görüyorum. Tabiki mat olmasının kalıcılığındaki rolü büyük. 
Tek ve en sevmediğim yanı, dudakların iç kısmında parça parça oluyor ve bunun önüne geçemiyorum. 
Bazen dudak kalemiyle bazen de tek başına uyguluyorum. 
Sürümü gayet kolay. Dudaklarımı mat olmasına rağmen çok kurutmuyor.
Özellikle siyah, kahve dumanlı göz makyajlarıyla çok yakıştırıyorum.
Satış fiyatı 55 tl. Ben sanırım Kinda Sexy'i en sevdiğim nudelar kategorisine soktum. Sizce gerçekten bahsedildiği kadar güzel mi yoksa abartılıyor mu?
Yorumları aşağıya bekliyorum, xoxo.


*Bu arada lütfen çok daha ucuz fiyatlara bu orjinal ürün diyeblere inanıp almayın ( blog satışları vs hariç ) 
10-15 tl'ye Mac ruj satıldığını duyuyorum. Böyle bir şey yok arkadaşlar. Sağlığınızı tehlikeye atmayın!!


18 Mayıs 2015 Pazartesi

Met Gala 2015




Herkes Cannes yazısı yazmak için klavye başına geçmişken ben gündemi biraz geriden takip ediyor gibi olacağım biliyorum ama günlerdir Met Gala 2015 görsellerine bakıp "kesin yazmalıyım, allahım kesin yazmalıyım" dediğimden üstünden bunca gün geçmesine rağmen yazıyorum.

Lafı fazla uzatmadan başlayalım. Bu yılın konsepti China: Through The Looking Glass.




Roberto Cavalli imzalı, etekleri tüylü, tamamı transparan ve işlemeli bu upuzuuun kuyruklu tuvalet mi, yoksa beyinin giydiği kadife takım elbise mi daha kötü inanın kararsızım. Her yerin açık sevgili Kim Kardashian, bu kadarı da çok ya!
Birde ben atkuyruğu yapıldığında Kim'de olduğu gibi uç kısmının dan diye küt bitmesini hiç sevmiyorum.
Genel olarak karı koca fazla abartıdan sınıfta kaldılar.





Daha ikinci kişiden anlayabileceğiniz gibi herkes saçmalamaya yemin etmiş bu defa.
Miley Cyrus'u sadece önden gördüğümde bile fazla gelen pencereleri, sırtı ve arkadaki yırtmacıyla birleşince korku filmine dönmüş.
Miley'nin en çok konuşulan taraflarından biri de dişleriydi. Tören boyunca çekilen tüm fotoğraflarında ağzı da dişleri de bir garip duruyor. Neyse Alexander Wang tasarımı bu zımbalı tuvalet çok kötü, saçlarının rengi de fiyasko.



Yeter mi ? Yetmeez!
Daha kötü daha rüküş dercesine giyinmişler resmen. Kerry Washington için mi üzülsem yoksa bu saçma kumaş israfının Prada olmasına mı üzülsem?
Hiç bir şeyini beğenmediğim gibi, hepsi de çok rüküş, hepsi de Uğurkan Erez'in dediği gibi proporsiyonuna uygun değil!



Büyüklerimiz derdi de inanmazdık, gerçekten gelen gideni aratıyor.
Solange Knowles, Giles imzalı elbise demeye dilimin varmadığı bir şeyle katılmış törene. Sanki az sonra UFO lar gelip bunu alıp götüreceklermiş gibi. Vallahi daha şimdiden yazmaktan içim şişti. Kim giydiriyor arkadaş bunları?!


Adriana Lima'nın üstündeki tuvalet bence Osmanbey'den alınmış ama bizi Marc Jacobs diye kandırıyorlar. Kim bu güzelim kadına bu taşlı tuşlu, demode elbiseyi giydirdi ya. Peki o kahkül ne Adriana? O kadar kapalı yakası olan kıyafete o saçları açık bırakıp bizi niye boğuyorsun?
Bi rujun güzel o kadar.


Bee Shaffer, en azından üstüne yorum yapabileceğimiz seçimiyle beni biraz olsun mutlu etti.
Tuvaletin rengine ve göğüs formuna bayıldım. Minik dallar ve çiçekler konsepte çok uygun. Saç modelindeki seçimi de gayet başarılı. Alexander McQueen imzalı tuvaleti belki gerçekten beğendim, belki de bu kadar rezaletin içinde iyi geldi.




Gou Pei imzalı elbise değilde sanki kaftan gibi bir şey bu dediğim bir seçim yapmış Barbados'lu Rihanna. Rengi hiç sevmedim. 3 kişiye taşıttığı kuyruğu da abartının abartısı olmuş. Makyajına bayıldım. Saçları da dümdüz fönlü olsaydı belki saçı da sevebilirdim. Şu kadarını söyleyeyim Rihanna artık rüküşleşiyor.




Biz buna giyinmek demiyoruz Beyonce. Buna overdose falan deriz maksimum. Givenchy Couture tuvaletinin işlemeleri çok güzel ama fazla transparan. Belki işleme yoğunluğu daha fazla olsaydı bir nebze daha hoş durabilirdi.
Yandan atkuyruğu yapılan saçı zaten alakasız buldum, o ucundaki maşalar içimi cız ettirdi.




Yapan yapıyor canım. Kadın konsepte de uymuş,seksi de olmuş, yakıştırmışta. Tommy Hilfiger tarafından modernleştirilmiş bir kimono Karolina Kurkova'nın üstündeki. Saçına, makyajına, kimononun her bir işlemesine bayıldım. Bravo!



Madonna rüküşlükleri sayesinde artık hiç dikkatimi çekmiyor. Moschino tuvaletini hiç beğenmedim. Eldiveni de çok alakasız. Sadece fazla numarası olmayan makyajı fena değil o kadar. Ne konseptle alakası var, ne modayla ne de şıklıkla.



Hani son dakika bir yere gitmek zorunda kalırsınız, kıyafetiniz de hiç uygun değildir, abuk subuk bişey yapıp aklınızca görüntünüzü uygun hale getirdiğinizi zannedersiniz ya heh işte Cara'da onu yapmış.
Stella Mccartney tulumuna hiç bir lafım yok. Şahane bir parça ama konseptle alakasız kalınca eklediği o geçici dövmeleri hem bu tuluma yakıştıramadım hem de konsepte uyduramadım. Topuzu ve makyajı da sevdim. Genel olarak çok hoş ama konsepte uymamış.



Sienna Miller'a biri bu senenin konsepti çuvalmış desek onu bile yakıştırır, öyle bile şık olur. Thakoon imzalı şıkır şıkır takımına bayıldım. Konseptle yüzde yüz örtüşmese de kuşak ve küpelerindeki püsküller falan bana iyi geldi...
Ne biliyim ben bayıldım ya...



Tamam anladık Jennifer Lawrence Dior'un marka yüzü ama kıyafetlerindeki bu sıkıcılık artık baydı beni.
Sadece saçlarını beğendim o kadar. Gayet iyi giydirilebilecek bir kadını bu hale sokmak neden Dior?



Selena Gomez sanki gittikçe şişiyor. Bir de kendisinin hemen hemen her kırmızı halıda yaptığı bu makyajdan bunaldım. Onun dışında elbisesinin pek bi numarası yok. Konseptte Çin geçiyor diye herkes iki püskül tutturmuş, ohh ne rahat. Vera Wang tuvalet belki normal bir tören için iyi ama benim için konsept dışı.




Bence her ödül töreni için transparan giyinme kişi sayısı olsun. Bıktım çünkü bunların sürekli her yeri açık kıyafetler giymesinden. Burun bu defa da Jennifer Lopez Atelier Versace tasarımı, kırmızı pullu payetli bir tuvalet giymiş(!).
Saç ve makyajına bayıldım. İşlemeler yine çok zarif ve güzel ama özellikle kalça bölümündeki fazla abartılı açıklık artık çok gereksiz.
Jennifer Lopez sürekli bunu yapıyor. Ne diyor Ivana Sert: Üstünde tek star olacak Jennifer!



Bu kadar kıro, zevksiz ve abartılı seçimlerin yanı sıra güzel olanlardan biri de Emily Blunt'tu bence. Oldukça zarif ve asil görünüyor Prada'nın içinde. İşlemelere, renk uyumuna ve özlelikle pelerinine bayıldım.



Uma Thurman'ın Atelier Versace seçimiyle ilgili kısa ve öz konuşucam.
Şahanesin ama hani konsept?



Oldu Karen, oldu annem benden de Çin Hükümdarına selam söyle.
Karen Olsen ve Dolce&Gabbana'sı çok fena ya. Konuşulacak bir tarafı yok hakikaten.

Gerçekten yazdığıma yazacağıma pişman oldum. 2 bilemedin 3 tane iyi isim vardı. Daha fiyaskolarda var ama halim kalmadı onları sizlerle paylaşmaya.
Ne diyorsunuz Met Gala 2015 sizce de rüküşler geçidi olmamış mı?


17 Mayıs 2015 Pazar

Revlon Lip Butter - 090 Sweet Tart





Uzun bekleyişin ardından Watsons bizlerin ısrarlarına dayanamayıp Revlon'u Türkiye'ye getirdi. Benim de bu markadan çok merak ettiğim bir kaç ürün vardı ve tabi ki onlardan biri de lip butterlarıydı. 
Nedense lansman günü almayı bırakın testerlarını bile incelemedim lip butterların, hep başka ürünlere gitti elim.
Yaklaşık 2 hafta önce Nişantaşı Watsons'ın önünden geçerken bir anda " bir lip butter almalıyım" dedim ve içeri daldım. Çıktığımda elimde 090 Sweet Tart vardı.
Ambalajıyla başlamam gerekirse Maybelline'in yeni çıkan Color Whisper serisiyle hemen hemen aynı formdalar. Bu arada o yazımı hala okumadıysanız tık tık tık.

Kapak rengi ürün rengine göre değişiyor. Böylece benim gibi fazla dudak ürünü sahibiyseniz ya da bu seriden birden fazla ürününüz varsa tek tek kapaklarını açmak zorunda kalmadan renklerini ayırdedebiliyorsunuz.

Ambalajıyla ilgili karar veremiyorum. Dandik mi yoksa kafi kalitede mi sanırım zaman içinde anlayabilicem.

Aynasız bile uygulama yapılabilecek kadar kolay sürülüyor. Islak bir bitişi var. Bu açıdan ben lipglosslara benzetiyorum. Ağırlık, yapışma hissi yaratmadı.
Mükemmel nemlendiriyor diyemesem de orta derecede nemlendirmesi var. Tabi ki renk veren (yani sadece tedavi edici olmayan) lip balmlara nazaran nemlendirmesi daha iyi.





Kalıcılığı çok başarılı değil. Zaten bu tarz ürünlerin gün boyu kalıcı olmasını beklemek hata olur. Ben gün içinde tazeliyorum.

Özellikle Bahar-Yaz aylarında dudaklarda normal rujlar fazlalık oluyor. Hem hissi hem de sıcakta bulaşma riski beni bu tarz ürünlere yöneltiyor.
Maalesef çatlak ya da kurumuş dudaklarda kötü görünebiliyor. Ben peeling yaptıktan sonra kullanmayı tercih ediyorum.





Bendekinin rengi çok tatlı bir pembe. Aslında renk konusunda çok kararsız kaldım ama bu tarz örtücü olmayan ürünlerde koyu renkler sevmediğimden ve turuncu tonlarını da normalde çok kullanmadığımdan elim buna gitti.

Bazen daha canlı dursun istediğimde bir kaç ton koyu dudak kalemiyle dudaklarımı doldurup sonra bunu uyguluyorum.



Watsons'larda fiyatı 30 tl. İşte bu noktada ürünü beğenmiş olmama rağmen işler değişiyor. Çünkü bence 30 lira verilip alınacak bir ürün değil, o kadar değil yani.
Sizde benim gibi çok merak ediyorsanız bir kere alıp deneyebilirsiniz ama ben ikincisini almayı pek düşünmüyorum.
Siz Revlon Lip Butter'lar hakkında ne düşünüyorsunuz? Deneme fırsatınız oldu mu?

16 Mayıs 2015 Cumartesi

#guzelliginizannemizden Blogger Buluşması




Merhabalar, umarım keyifli bir gün geçiriyorsunuzdur. Sizlere geçtiğimiz cumartesi katıldığım ve inanılmaz keyif aldığım bir blogger etkinliğinden bahsedeceğim. Şimdiden söylemeliyim uzun bir yazı olacak. Çayları, kahveleri alın öyle başlayın okumaya :)




Sevgili Ümmühan, tepeden tırnağa şahane bir etkinlik hazırlamıştı. Neresinden başlasam, neyi anlatsam bilemiyorum aslında. Sizi de fazla özendirmek istemiyorum ama tabiki anlatıcam her şeyi :)




Etkinliğimiz boğaz manzaralı Shangri-La Bosphorus 'un İst Too restaurantında oldu. Otelin manzarasına mı, çalışanların güleryüzüne mi yoksa gelen bütün bloggerların ne kadar tatlı olduğuna mı şaşırayım bilemedim.

Öncelikle etkinlik boyunca bizimle ilgilenen Anıl Bey'e bir kez daha teşekkür etmek isterim ve tabi ki diğer çalışan arkadaşlara da. Süper bir kahvaltıydı! Bir ara " acaba kuş sütü istesem getirecekler mi?" diye bile düşündüm o denli güzeldi.


Bir tane bile otelin fotoğrafını çekmeyip internetten bulmam da sanırım ne kadar büyülendiğimin somut örneği :)






Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda bir kahvaltıdan sonra bizim için  gelen marka temsilcilerinin ürün tanıtımlarını dinledik. Ürünleri inceledik. Birazdan kısa kısa tanıtım için gelen markalardan da bahsedicem.

Benim için bu etkinliğin en büyük artısı diğer blogger arkadaşlarımla tanışmak oldu diyebilirim. Birbirinden tatlı insanlarla tanıştım. Daha önce yüz yüze görüşemediğim ama keyifle takip ettiğim insanlarla sohbet etme fırsatı buldum. 


Şahane taçlarımız için de Instagram'da ki @gelinneisterse hesabına göz atabilirsiniz. Bir kez daha taçlar için çok teşekkür ederim, çok zarif ve şekerlerdi :)
Şimdi gelelim ürünlerinden bahsedip bizleri bilgilendiren markalara...





Şanlı İlaç'ın marka temsilcisi ürünlerini tanıtıp birbirinden tatlı hediyeler verdi bize. En çokta bünyelerinde olan Mediwell markasının mini mini doğal içerikli, şahane kokulu lip balmları hoşuma gitti. Zaten yakında yazısını yazarım hep birlikte inceleriz.





Doğanay Şalgam'dan Rafet Bey bize cam pet teknolojilerinden bahsetti. Şalgam suyu, limonata ve portakal suyunu tanıttı.  





Party Lite 'ın mis kokulu mumlarını dinledik sonrasında. Sizin nasıl parfümünüz varsa, bu mumlar sayesinde evinizin de kokusu olabiliyormuş.




Uzun zamandır merak ettiğim Rafinera'da bizlerleydi. Maalesef benim domates yememem Rafinera'yı denememe engel ancak sizler formunuzu korumak, kilo vermek ya da yemeğim önüme hazır gelsin derseniz tam size göre bir seçenek.




Harmolance markasından Didem Hanım'da ayak topuk bakım kremini tanıttı. Genel olarak markalarından bahsetti. Özellikle menepoz dönemi için güzel ürünleri var bir göz atmanızı öneririm.




QNet'ten gelen temsilcilerde yeni makyaj markaları olan Coeleurs'ın ürünlerini tanıttı. Önümüzdeki hafta sonuna doğru severek kullandığım allıklarıyla ilgili bir yazı blogumda olacak zaten.






Tavsiyeevi.com'dan Renan Hanım, bizler için gümrükten taze taze gelen Silk'n markasının tırnak parlatma cihazını tanıttı. En kısa zamanda denemek için sabırsızlanıyorum.




Revox'un şampuanı uzun süredir denemek istediğim ürünlerdendi hatta son dönemlerdeki indirimlerde alacaktım ama tamamen aklımdan uçup gitmiş. Revox yetkilisi bize markalarını ve ürünleri tanıttı. Bakalım herkesin memnun kaldığı meşhur şampuandan bende memnun kalacak mıyım?



Rossmann'da bizlerleydi. Hatta yakında getirecekleri bir markayı bile duyurdu :) Benim de dört gözle beklediğim Catrice yakında Rossmann'larda olacakmış.




Bütün bunlar dışında daha bir çok markayı deneyimleme fırsatımız oldu elbette. Kullandıkça yorumlarımı burda ya da Instagram hesabımda paylaşacağım.

Etkinliğe katılan arkadaşlarımın bloglarını da paylaşayım ki onları da takip edin:

Ümmühan Çelikel http://www.ummuhancelikel.com/

Buket Boydaş http://www.birbuketkozmetik.com/

Duygu Akdeniz  http://www.makyajdunyam.com/

Ebru Güzey http://www.hayatimakyajla.com/

Nurdan Kaya Soncul http://forwmeverything.blogspot.com.tr/

Rabia Tornacı http://www.tavsiyesever.com/

Ayşe Er http://kendimiseverimben.blogspot.com.tr/

Yasemin Akçin http://gulumseyuzume.blogspot.com.tr/

Özlem Ulutaş http://ozlemlekelebeketkisi.blogspot.com.tr/

Seda Yıldırım http://www.thecupofbeauty.net/

Ece Güçel http://ecegucel.blogspot.com.tr/

Fulya Küçükaksoy http://kucukaksoyfulya.blogspot.com.tr/

Ayşe Büşra Şahin http://morrmenekse.blogspot.com.tr/

Ayda http://vintage-witch.blogspot.com.tr/

Elifcan Gürocak https://www.youtube.com/channel/UC9v4MHp1EoT8K_qHik489dQ/videos


Benim için şahane bir gündü. Kızlarla en kısa zamanda uzun uzun sohbet etmek için de buluşucaz.

Bir başka etkinlik yazısında görüşürüz..

* Ümmühan'a tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Bir etkinlik kolay yapılmıyor. Belki bu yazıyı okuyanlar aman ne var ki gidip yediniz içtiniz diyebilir ama inanılmaz bir emek, çaba ve isteğin sonucunda oluyor her şey.