Hürriyet Magazin

26 Eylül 2014 Cuma

Pretty Little Liars- Spencer Hastings Stili

Selamlar!
Nihayet PLL dizisinin dördüncü karakterininde stil incelemesini yazıp bu diziyi kapatıyoruz.
Soranlar için hayır Alison'ı yazmıycam. Hem daha yeni yeni dizide ortaya çıktığı için hem de gıcık oluyorum ona:)

Grubun en inek, en düzenli, en düzgün görünüpte alttan alttan işler çeviren üyesi olan Spencer şık ve çoğunlukla sade giyiniyor.







Spor, rahat ama şık bir stili var siyebiliriz. Galiba  dört kız içinden dizi başından beri en az değişime uğrayan da Spencer.






Sıklıkla taytlarla ya da skinny pantolonlar içinde gördüğümüz Spencer ya uzun çizmeler ya da babetlerde rahatlığı elden bırakmıyor. 
Hemen belirtiyim Spencer çok sade makyajlar kullanıyor.  İlk sezondan beri saç renginde ya da modelinde de radikal bir değişiklik olmadı.






Hep asil bir görüntüsü var. Belki canlandırdığı karakterden bana öyle geliyordur ama ne giyerse giysin çok zarif gözüküyor.







Ceketler ve hırkalar favorisi. Elbiseler ya da bluzlarla kombinleyip ciddi bir görüntü elde ediyor. Bir de diz üstü çorapları çok kullanıyor Spencer. Bacakları incecik olduğu için de gayet yakıştırıyorum.






Stiliyle ilgili en çok dikkat çeken parçalardan biri de ekoseli gömlekleri. Kazakların içine, taytın ya da pantolonun üstüne ekoseli oldukça spor gömlekler tercih ediyor.
Belki de dizide en çok yaşına uygun giyinen karakter diyebiliriz.






Spencer'ın tercih ettiği montlarda hem modelleriyle hem de renkleriyle benim favorilerimden. Oldukça sıradan bir kombinle tercih ettiği paltoları görüntüsüne şıklık ve farklılık katıyor.





Dizinin en hanım hanımcık stiline sahip karakteri olarak hiç beni şaşırtıcak ya da stilinin çok dışında radikal seçimler yapıp beni şaşırtmadı.







Spencer'a en çok yakıştırdığım şeylerden biri de balerin topuzu. Normalde tayt ve çizmeden oluşan kombin için fazla bir saç modeli gibi dursa da onda asil ve uğraşılmamış duruyor.







Desenli, pastel tonlardaki elbiselerde dizinin bahar ve yaz sezonlarında Spencer'ın vazgeçilmezlerinden. İnce kemerlerle ya da küçük hırkalarla kombinleyerek oldukça sade ama hoş seçimlerde bulunuyor.








 Kıyafetleri ne kadar sıradan parçalarmış gibi dursa da hep ufak detayları var. Yukardaki elbisenin arkasındaki fiyonk ya da bu gömleğin sırtındaki pencereler gibi. Bu minik detaylar onun stilini sıkıcılıktan uzaklaştırıyor.






Bazı bloggerlara göre Spencer'ın stili çok sıradan ve sıkıcı olsa da ben tarzını seviyorum. Normalde hatları daha belirgin kadınları beğenmeme rağmen Spencer bu konuda da benim için istisna sanırım. Onun küçük detaylarıyla hareketlendirdiği görüntüsü bence başarılı ve dizide oynadığı karaktere ve yaşa da çok uygun.


Siz Spencer Hastings'in stilini nasıl buluyorsunuz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum.



* Başka hangi dizi karakterlerini bu köşede incelememi istediğinizi de aşağıya yorum olarak bırakırsanız ilerleyen günlerde onları da okuyabilirsiniz.

25 Eylül 2014 Perşembe

Rimmel London Scandaleyes Eyeshadow 006 Rich Russet

Merhabalar, sizlerde benim gibi Sonbahar gelince bronz renkleri göz makyajınızda daha sık kullanıyorsanız doğru yazıyı okuyorsunuz. 
Bugün Rimmel London'ın likit farlarından Rich Russet hakkında konuşacağız.



Tabi ki önce ambalajından başlıyoruz. Gördüğünüz gibi glosslara benzeyen fırçalı bir tasarımı var. Ben bu ambalajları ürün yarıdan aşağı inince aplikatöre almak zorlaştığı için pek sevmiyorum. Tek iyi yanı şeffaf olduğundan ne kadar ürün kaldığını görebiliyor olmanız.









Renk olarak Maybelline Color Tattoo'ların On and On Bronze rengine çok benziyor.
Bazla kullanırsanız folyomsu, metalik bir görüntü elde etmeniz mümkün. Bazsız da  pigmentasyonu güzel. 

Göz kapaklarımda uygulamadan 1-2 saat sonra birazcık birikme yaptı.











Yapısı çok akışkan da değil kremsi de değil ikisinin ortası. Bu nedenle toz farlarla birlikte kullanırken zorlanmadım. 








Bazen aynı tonlardaki toz farım daha kalıcı olsun diye baz olarak kullandığım da oldu. Gerçekten üstündeki ürünü tutuşu şahane.






Sanırım bu Sınbahar ve Kış'ta sıklıkla kullanacağım bir ürün oldu benim için. Watsons'larda ki Rimmel London stantlarında bulabileceğiniz bu ürün 13-4 tl civarındaydı sanırım.



Sevgiyle kalın...

23 Eylül 2014 Salı

Too Faced Color Bomb || Eastwood Red

Günaydınlar!
Too Faced maalesef Türkiye pazarından çekildi. Ben de standı kalkmadan önceki son indirimden bir kaç ürün aldım. 
Bu Eastwood Red isimli dudak ürünü de eve benimle gelen poşete girmeyi başardı.









Too Faced ambalajları bana nedense çok romantik ve şeker geliyor. Pembe, yaldızlı süslemeleri olan bu şeker kutular birazda eski dönemleri andırıyor.






Gördüğünüz gibi ürün bir kalem ruj.
 Arkadaki altın rengi kısımdan döndürerek çıkartıyorsunuz.








Renginin koyu kırmızı gözüktüğüne bakmayın çok fazla örtücülüğü olmadığından dudakta daha açık duruyor. 
Bu serinin en büyük özelliği ( ki alırken ben bilmiyordum ) dudaklara dolgunluk vermeyi vaadetmesiymiş.
Zaten sürdüğünüzde hafif bir karıncalanma oluyor ama dudaklarımda herhangi bir dolgunluk yaratmadı.

Bir diğer vaadi de nemlendiriyor olması ki buna katılıyorum. Bu ürünü sürmeden önce ya da dıdağımdan çıktıktan sonra lip balm kullanma ihtiyacı pek hissetmiyorum.






Her ne kadar artık Türkiye'de satılmasa da Instagram'dan, ebay ve amazon gibi sitelerden bulabileceğinizi düşünüyorum.


Sevgiler...

22 Eylül 2014 Pazartesi

Angelina Jolie'nin Kırmızı Halı Seçimleri


Merhabalar, daha önce "Hangi ünlünün kırmızı halı seçimlerini merak ediyorsunuz?" dediğimde gelen yanıtlardan bazıları Angelina Jolie olmuştu. Ben de bu yanıtlar doğrultusunda Angelina Jolie'nin bunca yıldır kırmızı halıda neler giydiğini merak ettim ve sizler için inceledim.
Hadi hemen başlayalım.




2009 Golden Globe:






2009 yılında Beverly Hilton Hotel'de yapılan törene Angelina Jolie, Atelier Versace tasarımı kırık beyaz tuvaletiyle katılmış.
Tuvaleti kendisini renginden dolayı biraz solgun gösterse de çok beğendim.
Sanırım biraz daha canlı bir makyajla harika olabilirmiş.
Saçları nedense bana peruk gibi geldi. Biraz daha özenli bir saç daha hoş durabilirmiş.
Genel olarak bakmam gerekirse asil bir görüntüsü var.




2009 Academy Awards:








Siyah, uçuş uçuş elbise Elie Saab tasarımı, küpeler ise Lorraine Schwartz. Kabartılarak geriye doğru taranmış saçları, eyelinerla belirginleştirilmiş gözleri, yemyeşil küpeleriyle ben bu görüntüsünü çok beğendim.



2009 Cannes:





En beğendiğim görüntüsü bu oldu galiba. Pudra rengi derin göğüs ve bacak dekolteli Versace'nin içinde inanılmaz hoş gözüken Angelina kırmızı ruju,eyelinerı ve tek omzuna aldığı saçlarıyla çok havalı. 



2007 Oceans 13 Premiere:




Tasarımcısını bulamadığım bu sarı elbisenin rengi bence Angelina'ya hiç olmamış. Model ve detaylar çok hoş ama insan elbisenin renginden gözlerini alıpta o detaylara bakamıyor. Yarıdan toplanmış saçları hoş.





2011 Golden Globe:




Tam da bir üstteki fotoğrafa işte en beğendiğim bu oldu demişken 2011 yılından Golden Globe'a katılırken tercih ettiği svarovskilerle işlenmiş Atelier Versace tuvaleti içinde öyle zarif gözüküyor ki kararsız kalıyorum.
Tuvaletin rengi, işlemelerin, sırtındaki sakin dekoltesi inanılmaz hoşuma gitti.
Robert Procop tasarımı mücevherleri abartıdan uzak ve elbisenin ışığının önüne geçmemeleri güzel.
Bu ışık saçan görüntüsünü de çok sevdim.


2012 Academy Awards:







Geldik derin yırtmacı ve o yırtmaçtan bacağını göstermek için tören boyunca türlü türlü pozisyonlara giren 2012 yılındaki Atelier Versace tuvaletine. Tam olarak anlayamıyorum ama kadife sanırım elbisenin kumaşı. Belki Angelina'nın anlamsız duruşundan, belki de o duruşuyla aylarca internette dalga konusu olmasından bilmiyorum ama elbise çok kaba geliyor gözüme.
Saçları ve makyajı çok hoş.



2012 SAG:





Jenny Packham marka boyundan bağlamalı, degaje yaka siyah elbisesi sanki emanet gibi duruyor üstünde. House of Lavande takıları hoş, hafif buğulu ve eyelinerla çerçevelenmiş makyajı hoş ancak saçları çok özensiz.



2014 BAFTA:







Saint Lorent takımıyla maskülen bir feminenlik yaratmış. Saçları ve sade makyajı stilini tamamlamış.
Kadınlarda bu tarz takımları her zaman olmasa da hoş buluyorum.




2014 Academy Awards:




Şu elbiseyi görüpte aşık olmayan var mı ya?
Bir kere işçilikten, o zarif işlemelerden kazanıyor kalbimi.
Sanırım Elie Saab tasarımı olduğunu söylememe gerek yok. Göğüs kısmı hafif transparan bu ışıl ışıl uzun kollu tuvalet inanılmaz zarif ve asil gözüküyor.
Açık ve uçları dalgalı taranmış saçları da gösterişli elbiseyi daha çok ortaya çıkarır nitelikte.
Bayıldım bu haline de!


Benim Angelina Jolie'nin kırmızı halıda tercih ettiği kıyafetlerden seçtiklerim bunlardı. Siz hangilerini beğendiniz?


* Bir sonraki Kırmızı Halı Seçimleri yazımda hangi ünlüden bahsedelim?


19 Eylül 2014 Cuma

Rimmel London 3 in 1 Shimmering Bronzer|| 001

Merhaba!
Muhtemelen siz sıcacık yataklarınızda uyuyorsunuz, beni uyku tutmadı, kalktım ve yazı yazmaya karar verdim. 
Dışarıda da deli gibi yağmur yağıyor, Sonbahar yüzünü gösterdi!

Herneyse, gelelim bugünün konusuna; Rimmel London 3 in 1 Shimmering Bronzer'ı.


Çok bronzer kullanmıyorum,haliyle koleksiyonumda da fazla ürün çeşidi yok bu kategoride. Özellikle İngiliz blogger/youtuberların deli gibi tavsiye etmelerine dayanamayarak aldım.








Ambalajı plastik, aynasız ve kalitesiz. Rimmel London ne zaman pudra formlu ürünlerini sağlam ambalajlı yapacak çok merak ediyorum.








İçinde 3 farklı renk bulunduruyor. Renklerin hepsi ışıltılı. 3 renk olunca haliyle farklı farklı kullanım şekilleri de ortaya çıkıyor.
En alttaki bejimsi rengi aydınlatıcı, sarıyı far, turuncumsu kahveyi bronzer olarak kullanabileceğiniz gibi hepsini karıştırıp kullanmanızda mümkün.









Yapısı tozutmaya çok müsait ve hem far hem aydınlatıcı hem de bronzera göre bana kalın yapılı geldi. Çok memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim.







Tek tek renkleri bu şekilde.
Maalesef ben bronzer olarak kullanamıyorum çünkü iki denememde de inanılmaz turuncu durdu.

Sanırım far ve aydınlatıcı olarak kullanıcam.






Bu da hepsinin karıştırılmış hali. Bu şekilde hiç kullanamadım çünkü yüzüme çamur sürmüşüm gibi durdu ve dağıtmakta çok zorlandım.

Bu ürünü Watsons'larda bulabilirsiniz. Fiyatı 12 tl civarındaydı. Daha koyu tonları da mevcut.

Kendinize iyi bakın...

18 Eylül 2014 Perşembe

Cilt Bakım Rutinim 2014

Merhabalar, özellikle videosu çok istenen cilt bakım rutinimin yazısını yazmak istedim. Merak etmeyin ilerleyen zamanlarda videosunu da çekicem.

İlk olarak yüzümde makyajla eve geldiysem genelde yaptığım ilk şey az ürün bile kullandıysam günün sonunda yüzümü bin kilo ağırlaştırdığına inandığım makyajdan hemen kurtulmak oluyor.

Bunun için büyük bir kare pamuğa Garnier'in Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu'nu döküyorum ve cildime çok bastırmadan makyajın kabasını almak için dairesel hareketlerle uyguluyorum.

Göz makyajımda özellikle rimelimi çıkarırken çok nazik davranmaya dikkat ediyorum.










Bu işlemin ardından yüzümün daha da arınması için mutlaka bir makyaj temizleyici jel ürün kullanıyorum.
Son iki haftadır kullanmaya başladığım Garnier'in Saf&Temiz serisinden 2si 1 arada temizleyiciyle yüzümü yıkıyorum.








Son zamanlarda bir de yağ formlu temizleyici deneyimlemek istediğim için Loreal'in Üç Etkili serisinin Mucizevi Makyaj Temizleme Yağı'nı kullanıyorum. Garnier'le Loreal'i dönüşümlü kullanıyorum diyebilirim.








Peeling seçimlerim sık sık değişiyor. Cildim hassas olduğundan henüz aşık olduğum bir peeling bulamadım ama son zamanlarda Essence'in ülkemize yeni gelen Pure Skin serisinin peelingini kullanıyorum. Süper ya da berbat diyemem ama bir daha almayacağım yani cilt bakım rutinimin bir sonraki yazısında başka bir markanın peelingini görebilirsiniz.


















Bütün bu işlemlerin ardından geliyoruz tonik meselesine. Uzun yıllardır cilt temizliğime ve nemlendirmeme dikkat ediyorum ama tonik geçmişim pek uzun değil.

Lise yıllarımda gül suyunu (tabi ki saf olanı tercih ediyorum) tonik olarak kullanırdım. Sonraki yıllarda da ara sıra gülsuyu kullandım.
Rosense markasının %100 doğal gülsuyunu görünce yine aldım.
Şimdi Gratis'lerde satılan Danielle Laroche markasının toniğiyle Rosense'in gülsuyunu dönüşümlü kullanıyorum.












Cildim toniği emdikten sonra sıra geliyor nemlendiriciye. Neutrogena'nın el kremlerini çok severek kullandığım için nemlendiricisine de bir şans vermek istedim. Yapısını ve etkisini beğendim. Yukarı ve dışa doğru hareketlerle kremi uyguluyorum. Çok sık olmasa da sivilcem çıktığında da yine aynı serinin sivilce jelini kullanıyorum. Sadece sivilcenin üstüne uygulamaya dikkat ediyorum.







Göz kremi olarak yukarıda bahsettiğim toniğin markasından bir göz kremi kullanıyorum. Danielle Laroche'un göz kremi bana biraz kıvam olarak koyu geldi. Sanırım bu kavanozdan sonra bir tane daha almayıp yeni bir markaya şans vericem.
Tampon hareketlerle göz altlarıma ve kazayağı oluşabilecek bölgelere uyguluyorum.







Dudak peelingim Lush'ın Mint Julips'i ancak Lush artık Türkiye pazarından çekildiğine göre bu bitince tekrar alamayıp farklı bir peeling deneyimleyeceğim. Şuan için etkisinden çok memnun olduğum peelingi uyguladıktan sonra gündüzse alttaki Watsons lip balmı, geceyse Blistex'in MedPlus'ını uyguluyorum.







Son olarak bende bir çoğunuz gibi bakım konusunda arada bir kendimi şımartmayı seviyorum. Bunu da tabiki maskeler aracılığıyla yapıyorum. Normalde tek kullanımlık krem ya da kağıt maskeler kullanırdım. Ancak şimdilerde Moshos Garden markasının argan ve aloevera içeren kil maskesini kullanıyorum.
Haftada bir maske uyguladığımda cildimi daha ferah ve dinlenmiş hissediyorum.


Ben 2014 yılındaki cilt bakım rutinim çoğunlukla bu şekildeydi. Sanırım her yıl bir tane bu yazıdan yazıcam ya da bir Kış bir de Yaz olmak üzere iki yazı olabilir.


Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

16 Eylül 2014 Salı

The One Volume Blast Mascara


Bugün sizlere Oriflame bünyesindeki yeni bir marka olan The One'ın beni kendine aşık eden Volume Blast mascarasından bahsedeceğim.

Tanıtım amaçlı gönderdikleri paket elime ilk ulaştığında, elimde çok rimel olduğu için açmamıştım. Bir gün nedense bu rimeli kullanmak istedim ve işte ilk kullandığım o gün beni kalbimden, pardon, kirpiklerimden vurdu :)



Mürdüm rengi çok çılgın bir tasarıma sahip olmayan ambalajı sıradan ama kendisi beni o kadar tatmin etti ki ambalajı, tasarımı falan umrumda değil artık.







İlk şahane özelliği benim sevdiğim gibi plastik fırçalı olması. Nedense plastik fırçalar benim kirpiklerimi daha mutlu ediyor, diğerleriyle rahat edemiyorum ve verim alamıyorum.









Farkındayım fırça minicik ve cılız, incecik. İlk gördüğümde "ayy bu bi işe yaramaz, resmen alt kirpik mascarası gibi" demiştim ama o lafları bir bir yuttum.
O minicik fırça kirpiklerimi çok güzel ayırdı ve uzattı.









Süper volüm verdi, adeta takma kirpik etkisi yarattı diyemem ama bu etki içinde 2-3 kat uygulamanız yeterli. Kat kat uygulamaya elverişli bir yapısı var.

Gün içinde dökülme ya da akma yapmadı. Ancak çok sulanan gözleriniz varsa biraz akabilir.








Maalesef The One markası da Oriflame gibi mağazalarda satılmıyor. Fiyatı tanıtım amaçlı 12.90'dı ama yeni katalogda nasıldır bilemiyorum. Sanırım benim hemen bir The One temsilcisi bulup bol bol bu rimelden stoklamam gerek.

Sevgiyle kalın...