6 Şubat 2016 Cumartesi

Bobbi Brown || Luminous Moisturizing Treatment Fondöten



Bugün size son zamanlarda severek hatta biraz abartıcam, bayılarak kullandığım Bobbi Brown markasının bir fondötenini anlatacağım. İsmi Luminous Moisturizing Treatment.



Bendeki rengi serinin en açığı olan 0 Porcelain. Cilt tonunuza uyacak rengi bulabilirsiniz diye düşünüyorum çünkü baya bir ton seçeneği vardı.
Cam ve ağzı pompalı bir şişede geliyor.
 Devrim niteliğindeki, 2si 1 arada fondöteni Işığı Yansıtma Teknolojisi ile cilde alışılagelmiş inci ışıltısı yerine doğal bir aydınlık veriyor.



İsminde de söylediği gibi nemlendirme vaadi olan bir ürün. Yani mat bitiş sevenler bu üründen hoşlanmazlar ama benim gibi aydınlık, fresh ve parlak cilt seviyorsanız mutlaka bir şans verin derim.

Tüm yüzüme 2 bazen biraz daha örtücülük istediğimde 3 pompa yetiyor. İnce yapılı, kapatıcılığı az ile orta arasında bir fondöten olduğu için günlük kullanıma çok uygun.




Ben gün boyu kalıcılığını arttırmak için yüzümün bazı bölgelerine ikinci katı da uyguluyorum. Bazen de ince bir transparan pudrayla sabitliyorum.

Özellikle kuru, normal ve t bölgelerini pudralamak kaydıyla karma ciltliler bu fondötenle anlaşabilirler.
Kesinlikle maske gibi durmuyor olması da büyük avantaj.


Fiyatı 140 lira. Bobbi Brown'ın online satış sitesinden, mağazalarından ya da Boyner'lerden bulabilirsiniz.

1 Şubat 2016 Pazartesi

Golden Globes 2016



Biliyorum yine yazmakta çok geç kaldım ama hiç yazmamaktan iyidir değil mi?
Bir ödül töreni yazısı yazmayalı baya oldu diye düşündüm ve umarım çok rüküş çıkmaz diye dualar ettikten sonra geçtim bilgisayarın başına. Yazı uzun olacak diye düşünüyorum o yüzden çay-kahve, yemek artık ne alacaksanız alıp gelin :)



Bu yıl 73'üncüsü düzenlenen tören 10 Ocak 2016'da gerçekleşti.



Cate Blanchett'le başlıyoruz. Givenchy tuvaletine bayıldım. Modeli, sırty dekoltesi, üst kısmının pelerini andırması vs.
Rengini de çok beğendim ama Cate ezine peynirinden hallice olduğundan keşke bir kaç ton daha koyu olsaymış demedim desem yalan olur. Fakat elbisesi dışındaki hiç bir şey için aynı şeyi söyeleyemiyorum. O dişim şişti kapatmak için böyle bir çözüm bulduk imajı yaratan saçı çok manasız.
Yarım kalmış gibi duran makyajı ve zayıf duran küpeleri de hiç hoşuma gitmedi. Zaten tuveletin kesim ve renk olarak net çizgiler taşımıyor bari makyajı ya da saçı tam olaymış.
Asil ve güzel kadın tabi ona laf yok.




Jennifer Lopez törene Giambattista Valli Haute Couture tuvaletiyle katıldı. Kendisini transparan ve taşlı olmayan bir tuvaletle nadiren görebildiğimizden midir yoksa gerçekten güzel bir seçim mi bilmiyorum ama ben beğendim. Özellikle renk seçiminin ona çok yakıştığını söylemeliyim.

Harry Winston imzalı takıları da hiç bir işlemesi olmayan tuvalete biraz Jlo'luk katmış :)
Jimmy Choo ayakkabıları da çok zarif ve tamamlayıcı gözüküyor. Judith Leiber clutchı çok sevemedim ama kötü de değil gibi. Sadece saçlarını açık görmek istemezdim. Bir de ruj rengi sanki beni boğdu ama onun dışında ben Jlo'yu sevdim.


Geldik Katy Perry'e!
Daha bismillah ilk dakkadan o saçlar ne öyle allahaşkına ya? 80'lerden mi geldin Katy?
Ben bu kadının stilini genelde beğenen biri değilim hattaoldukça da rüküş buluyorum ama bugün giydiği Prada tuvaletle inanılmaz şık görünüyor. Zaten hem yüzü hemde vücudu bu kadar güzel olan birinin rüküş olmasına dayanamıyordum yıllardır. Prada'nın bu pembiş dokunuşu iyi gelmiş.
Makyajı da Harry Winston takılarını da sevdim. Hep böyle giyinse keşke!



Ya bu Jennifer Lawrence'a Dior kaç para vermiş senelerdir Dior'dan başka bir şey giymiyor kadın valla şiştim. Şahsen merakla ilk Dior olmayan kıyafetiyle katılacağı kırmızı halıyı bekliyorum.

Neyse, renk ok, yandaki pencerelerde kabulüm ama kızın sanki hiç bi vücut hattı yokmuş ya da son provadan önce 10 kilo vermiş ve provaya gidememiş gibi bir bolluk var tuvalette. Her ne kadar siz şuan göremesenizde (uygun bir görsel bulamadım) topuzu da oldukça trend ve hoş. En azından gelinin kız kardeşi tipli bir topuzla gelmemiş bu defa. Yanlız o kaç para olduğunu tahmin bile edemeyeceğim Chopard kolye neden boynunda? O kadar manasız ve yanlış gözüküyor ki sinirimi bozdu kız.



Bir tuvalet daha zorlama olabilir mi? Eva Longoria'yı beğenenlerden biri olarak Georges Hobeika tuvaleti ona hiç yakıştıramadım. Renk seçimi güzel, basen bölgesindeki renkli çiçek işlemelerde olabilir ama altın rengi fiyok kemer ve yakadaki fiyonk pencere işleri karmakarışık bir hale getirmekten başka bir işe yaramamış. Yırtmaç boyu da yine en sevmediğim yerde. Ayakkabıları C.Louboutin. Saçları da katıldığı 5 ödül töreninden 1'inde yaptığı klasik Eva Longoria modeli. Kusura bakmasın kimse ama beğenmedim.


Gina Rodriguez, geçtiğimiz sezon oldukça revaçta olan bir model tercih etmiş. 1.61 boyuyla bu model biraz abajur gibi durmuş ama yine de sevdim. Bu arada unutmadan tuvalet Zac Posen. Saçının özellikle ön kısmını sevmedim. Hatta bu kadar ağır bir tuvaletle güzel bir topuz beklerdim.
Neil Lane takıları da fena olmamış.


Sıra geldi Kate Hudson'a. Tamam 37 yaşındasın ve hala baya fit bir vücudun var ama bu takım görüntü benim hiç hoşuma gitmedi. Kıyafetin tasarımı Michael Kors Collection. Boyundaki tasma görüntülü kumaş başlı başına fail bence. Elbisenin rengini sevmesemde ışıltılı duruşu hoşuma gitti. Toplu saç ve yüzünü daha belirgin gösterecek bir makyaj isterdim.


Lady Gaga'yı ilk gördüğümde bir gariplik var ne acaba falan diye rahat 10 dakika düşündüm. Dövmeleriymiş!
Dövmelerini kapatmış. Üstündeki Atelier Versace tuvaletin üst kısmını çok sevdim. Kadife bana doğru kullanıldığında çok asil geliyor. Yanlız elbisenin basen kısmı niye o kadar saçma bir formda anlayamadım. Neil Lane takıları gayet dozunda. Saçı ve makyajı da kötü olmamış. Fena değilsin Gaga.


Ya galiba ben Emilia Clarke'ın stilini çok seviyorum. Valentino tuvaletine nerdeyse bayıldım. Evet öndeki düğmeli bölüm biraz boğucu ama pelerin formu, işlemeler aşık olunası.
Küçücük Neil Lane küpeleri de gözümü hiç tırmalamadı. Doğal makyajı tuvaletinin önüne geçmemiş. Belki farklı bir saç olabilirdi ama o da beni rahatsız etmedi.


Hemen hemen her ödül töreni yazısında ikilemde kaldığım biri oluyor. Bu defa da Jamie Alexander seçimleriyle beni muallakta bıraktı. Farklı mı? Rüküş mü? İyi mi, kötü mü bilemedim.
Yeşil-siyah derin göğüs hatta göbek dekolteli tuvaleti Genny. Topuzuna ve makyajına aşık oldum.  Başta da dediğim gibi kıyafetinden hiç emin değilim. Bu noktada yorumu size bırakıyorum.


Tamam vücudun düzgün ama bu kadarı da baya zorlama olmuş. Kirsten Dunst'ta törene kadife giyerek gelenlerden. Valentino tuvaleti iyi güzel de sanki göğüsteki parçalar bir kaç cm daha kalın olsaymışta o göğüsleri biraz daha kapansaymış. Onun dışında makyajı ve takılarını sevdim. Fakat topuzun önden görünüşü çok sıradan.

Benim Golden Globes 2016'dan seçtiğim kişiler bunlardı. Peki sizce en şık ve en rüküş kimler?

31 Ocak 2016 Pazar

Clean&Clear || Siyah Nokta Temizleme Losyonu



Merhaba siyah noktalardan bıkmış dostlar!
Yılbaşı indiriminde Migros reyonlarında dolaşırken uygun fiyatıyla içinde deneme isteği uyandıran Clean&Clear markasının Siyah Nokta Temizleme Losyonu hakkındaki fikirlerimi sizlerle de paylaşmak istedim.




200 ml'lik şişede olan ürün renksiz ve su kıvamında. Kokusu biraz ağır, belki rahatsız edebilir. İçeriğinde yağ bulunmuyor. İlk günden etkisini göstereceği de vaadleri arasında. 
Ürünü temiz cildinizde siyah nokta bulunan bölgelere bir pamuk yardımıyla uygulayarak kullanıyorsunuz.
Bu arada sakın benim gibi tüm yüzünüze sürme salaklığını yapmayın. Cildim karma olduğundan t bölgem hariç her yerde inanılmaz kuruma sorunu yaşadım.
Neyse, açıkçası normal kullanımda ben öyle mucizevi bir etkiyle karşılaşmadım ama yüzünüze düzenli olarak buhar banyosu yapan biriyseniz ardından bunu kullanıp güzel sonuçlar almanız mümkün.



Ürünü kullandığım süre boyunca 2 kere buhar banyosundan sonra uyguladım ve gerçekten bir sürü siyah noktadan kurtulduğumu farkettim. Ancak ben üşengeç bir insan olduğum için bu ürün bittikten sonra yeniden almayı planlamıyorum. Denemek isteyenler Watsons, Gratis ve süpermarketlerden bulabilirler. İndirimsiz fiyatı 12 lira falan yanlış hatırlamıyorsam.
Mutlu kalın!

30 Ocak 2016 Cumartesi

Hierapolis || Kolonya- İlkyaz


Bugün adını üretildiği bölgeden alan Hierapolis markasının bir kolonyasını tanıtmak istiyorum.
Bizim toplumumuz çoğunlukla limon kolonyası sever ve yıllardır misafire sunulan, hasta ziyaretine götürülen ürünlerinde başında gelir.
Ancak sizde benim gibi limon kolonyasını sevmeyen ya da sıkılan biriyseniz muhtemelen kolonya raflarında farklı kokuları deniyorsunuzdur.




Peki sizce bu kadar şık cam bi şişede, turunç-mandalina- kayısı kokularının karışımı kötü olabilir mi?
Gerçekten de ismi gibi Yaz aylarının ilk zamanlarını hatırlatıyor bana. Hani etrafı hafif bir sıcakla saran çiçek ve meyve kokuları vardır...

Özellikle hediyelik verebileceğiniz bir ürün olabilir diye düşünüyorum.



150 ml'lik şişesi ve kullandıktan sonra uzunca bir süre kokusunun çıkmıyor olması sebebiyle bir şişe size aylarca yeter.
Fiyatı 35 lira. Tabi daha küçük boyunu almak isterseniz 50 ml olanı 20 lira.

Buraya  tıklayarak sipariş verebilirsiniz.




Unutmadan bu koku hoşunuza gitmediyse bir de Çiçeklerin Dansı isimli kokusu var. Onu da deneyebilirsiniz.
Rengini Bul etkinliğinde bu ürünü denememiz için gönderen Hierapolis markasına teşekkürler!
Mutlu kalın!

29 Ocak 2016 Cuma

Note || Luminous Silk Quattro Eyeshadow 01 - Far Paleti



Bu ürün elime geçene kadar Note'un farları hakkında hiç bir fişkrim yoktu. Açıkçası almayı da düşünmemiştim çünkü mağazada paletlere şöyle bir bakıp bu renkler bende var dediğimi hatırlıyorum. Ama işin aslı öyle olmadı.





Ambalajla başlayacak olursak yine klasik siyah Note ambalajı. Marka; ambalajımız albenili olsun da müşteri bari o yüzden alsın kaygısı gütmeyenlerden. Bu tarz ambalajlı markalardan alışveriş yaparken nedense kendimi gerçekten ürün için alıyormuş gibi hissediyorum.

Yuvarlak formdaki kutuyu açınca içinden 4 adet far, 1 tane çift taraflı aplikatör ( bütün markalarda o aplikatörü sürekli düşüp durduğu için atıyorum ), son olarakta kapak boyunda aynayla karşılaşıyorsunuz.




Muhtemelen sizde de olmuştur; farlara bakınca hemen hemen her markada bulabileceğiniz hatta elinizde bile bulunan renklere benziyorlar ama parmağınızı dokundurupta tam olarak rengi görünce fikriniz değişiyor. En azından benim fikrim değişti.




Bazsız pigmentasyonlarını günlük makyaj için yeterli buldum. Tozutmaları çok az. Alt görselde sol ve sağ baştaki renklerin ( yani daha koyu olanların ) kalıcılıkları diğer ikisine göre biraz daha uzun.
Kemik rengi olan hariç diğer üç rengi acil makyaj yapmam gerektiğinde tek başlarına uygulayarak kullanmaya bayılıyorum.




Bu palet yüzünden Note'un diğer far renklerini de deneyeceğim gibi görünüyor. Neyse ki hem fiyatları uygun hem de sıklıkla indirime giriyor :)
Rnegini Bul etkinliğinde bu güzel paleti bize hediye ettiği için Lenjora'ya teşekkürler!

26 Ocak 2016 Salı

Bitenler #6


Hello :)
Bitenler yazısı için özellikle Snapchat'ten istek gelince hemen yayınlamak istedim.

Dilerseniz önce kolayca biten duş ürünleriyle başlayalım.
Palmolive duş jellerini beğeniyorum. Yapıları, temizlemeleri ve kokuları şimdiye kadar bu düşüncemin aksinde olmadı. Son zamanlarda da Nane Keyfi ve Akdeniz Bitkileri çeşitlerini kullanıp bitirdim. İkisi arasından favorim elbette ki Nane Keyfi. Tekrar almayı düşünüyorum. Detaylı yazılarını burdan okuyabilirsiniz.

Seranem duş jeliyle ilgili yazıma da şurdan ulaşabilirsiniz. Bu ürünün kokusuyla ilgili hislerim nötr; ne bayıldım ne de nefret ettim ama köpürmesi ve temizlik hissi güzeldi.

Bu kategorinin son ürünü de Klorane markasına ait bebekler için hem şampuan hem duş jeli olarak kullanılan ürün. Bunu komşumuz bebeğinde kullandı ve çok memnun kaldı. Hatta şuan ikinci kutuyu kullanıyor. Bu ürünle ilgili daha detaylı fikirlerime de burdan ulaşabilirsiniz.
Revox'un At Kuyruğu Şampuanı saç dökülmemi biraz da olsa azalttı ama sanki saçımda biraz sertleşme oldu. Son zamanlarda eskisi kadar saçlarım dökülmediği için yakın gelecekte almayı düşünmüyorum ama bu sorunu tekrar yaşarsam alabilirim.
Prozinc markasının Summer Time Shampoo ürünü Yaz aylarında yıpranan saçlar için koruma özellikli bir şampuan. Özellikle saç uçlarımdaki çatallaşma ve sertleşmeyi düzelttiğini gözlemledim. Önümüzdeki Yaz tekrar alabilirim.
Lesoleil özünde saçı gün içinde çok havasız kalanlar için üretilmiş bir şampuan. Yani başörtüsü kullanıyorsanız veya işiniz gereği sürekli saçınızı kapatmanız gerekiyorsa, saçınız güneş görmüyorsa bu şampuan size göre. Açıkçası ben tam olarak saçımda bir fark gözlemleyemedim çünkü şampuanın hedeflediği kitle içinde değilim. 
Pantene'in Yıpranmış Saçlar İçin Saç Kremi bitti. Ben saç kremlerini azıcık kullandığım için çok uzun süre kullanabiliyorum. Pantene hem şampuan hem de krem konusunda başarılı bulduğum markalardan. O yüzden almaya devam edeceğim.
Avene'in köpük temizleyicisiyle aşk yaşadık resmen. Durup durup keşke seni tanımasaydım diyorum çünkü almak istiyor sonra da 10 liralık temizleyici neyine yetmiyor diyorum kendime. Tabi siz köpük temizleyici arıyorsanız kesin bir şans verin. Daha detaylı yorumlarım burada

Nivea'nın köpük temizleyicisi için pek aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Aslında şimdi farkettim ki bu iki ürünü peşpeşe kullanmam iyi olmuş. Nivea iyi hoşta baya çabuk bitiyor çünkü uygulama esnasında köpük hemen sönüyor. 2-3 pompa ürün bütün yüzüme yeter diyorum, yanağımdan alnıma geçerken hooop köpük bitiyor. Bereketsizdi ve eyeliner, göz kalemi gibi ürünleri pek iyi çıkarmıyordu.

İşte bir daha almam dediğim hatta yazısını bile yazmak istemediğim bir ürün daha. The Body Shop'un Seaweed toniğine bence boşuna para vermeyin. Hiç bir etkisini görmediğim gibi, su gibi bitti ve uygulamadan sonra sanki cildimde sabunlu bir şey varmış gibi bir his bıraktı.

Dermokil'in bu mini boy yüz temizleme jeli hoşuma gitti. Makyajımı güzel arındırdı ve cildimde irritasyon yaratmadı. 4-5 kere kullandım. Elimdeki temizleme ürünleri bitince tam boyunu deneyebilirim.

Clinique markasının bu temizleme jelinden hem burda hem de bir çok bitenler yazımda bahsettiğimden, kısaca güzeldi diyip geçiyorum.

Son temizleme ürünü de Himalaya diye bir markanın. Ben bunu Gratis'ten almıştım. Büyük boyunu almayı düşünmüyorum çünkü her ne kadar ferahlatıcı bir etkisi olsa da kıvamı jölemsi olduğundan yüze yaymakta zorlandım.
Temizlemesi fena değildi.
Satin Care traş jeli benim çok sevdiğim ve epilasyon işini jiletle yapanlar için çok kolaylık sağlayan bir ürün. Başka kokulu olanı var mı bilmiyorum ama ben lavanta kokusunu normalde sevmememe rağmen bunu çok sevdim.

Benri'nin bu kremlerinden nefret ediyorum. Açıkçası çilekli olanı da hiç sevmemiştim. Yapısı su gibi, kokuları yapay ve nem vermeleri çok az. Çok şükür bu coconut olan da bitti. Tekrar almam.

Blistex'in Medplus lip balmı benim çok sevdiğim tekrar tekrar aldığım ürünlerden. Uzun yazısını da  burdan okuyabilirsiniz.

Nivea Lip Butter nem açısından da koku ve yapı açısından da çok başarılıydı. Gramajı oldukça fazla olduğundan tekrar almak için elimdeki diğer lip balmları bitirmem lazım. Bu ürünü de blogumda yazmıştım. Burdan detaylı fikirlerimi de okuyabilirsiniz.


The Body Shop'un limonlu body butterını indirimden almıştım ve muhtemelen son kullanma tarihi yaklaşmıştı çünkü kutunun yarısına gelince kokusu ve yapısı bozuldu. O yüzden bitmeden atıyorum maalesef.
-Elidor'un bu saç açıcı spreyinin kokusu şahaneydi. Ancak kokuları dışında bence bu tarz ürünlerin hepsi aynı. Bunda da ekstra bir şey gözlemlemedim. Genelde saç açıcı sprey alacağım zaman hangisinin kokusu güzelse ya da hangisi indirimdeyse onu alıyorum.

Toni&Guy markasının Nourish serisinden olan bu maskeyi aslında çok severek kullandım ama bence fiyatı çok fazla. Kokusu, etkisi ne kadar güzel olsa da çok iyi bir indirimde bulmazsam almayı planlamıyorum.
İşte en sevdiğim bölüm!
Kozmetik bitirdikçe inanılmaz mutlu oluyorum. Bu sefer full ten ürünü var gördüğünüz gibi. 3 tane fondöten görünce şaşırmayın diye hemen açıklıyorum; çoğunlukla ten rengime tam uyan fondöten bulamadığımdan iki bazen üç ürünü karıştırarak kullanıyorum. Bu yüzden de hepsi aynı anda bitiyor :)

Loreal Lumi Magique benim en sevdiklerimden. Hatta bitmeden yenisini aldım. Aslında karma ve yağlı ciltlere çok uygun değil çünkü hafif ışıltılı bir bitişi var ama ben bayılıyorum. Almak isteyenler fikirlerime burdan ulaşabilir.

Rimmel London Match Perfection cildime kesinlikle çok sarı geldi. Yapısını sevsemde tonu yüzünden almayı düşünmem.

Loreal True Match cildimin çok yağlı olduğu dönemlerde en yakın arkadaşımdı ancak son zamanlarda kullandığımda cildim eskisi kadar yağlı olmadığından çok hoş durmadı. Bir süre almayacağım. Yazımı burdan okuyabilirsiniz.

Rimmel London Wake Me Up kapatıcıyı çok severek kullandım. Elimdeki kapatıcılar bitince yeniden alabilirim. Bu ürünün detaylı incelemesi için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu yazının son ürünü de yine Rimmel London'dan Stay Matte pudra oldu. Yanlışlıkla koyu renk aldığım için çok zor bitirdim ama genel olarak bu ürünü sevdiğimi biliyorsunuz. Yazı için buraya tık tık.

Herkese mutlu akşamlar..



25 Ocak 2016 Pazartesi

Mac || Select Cover-Up NW20

Herkese mutlu günler!!
Bazen göz altlarımızı bazende genel olarak yüzümüzdeki kusurları kapatmak için kapatıcılara ihtiyaç duyarız.
Bugün Mac'ten Select Cover-up kapatıcıdan bahsedeceğim. Tüpte olması en sevdiğim özelliği çünkü ne kadar kullandığınızı görebiliyorsunuz. Böylece "aaa kapatıcım bitmiş" gibi süprizler yaşanmıyor.

Ben bu ürünü Görkem Karman'ın blog satışından almıştım.




Öncelikle ince yapılı ama oldukça yüksek örtücülüğü olan bir kapatıcı. Rengi benim göz altlarım için biraz koyu olduğundan; göz kapaklarımda baz olarak ya da yüzümdeki kusurlarda kullandım. 
Ancak şunu söylemeliyim ki pudrayla sabitlediğinizde bütün gün mıh gibi duruyor.




Açıkçası sivilce izi, renk eşitliği vs. gibi konularda alıp rahatça kullanabilirsiniz. Tek sıkıntı eğer kuru göz çevreniz varsa bence bir kez daha düşünün çünkü benim böyle bir sorunum olmamasına rağmen bu ürünğ kullanmadan önce göz çevremi nemlendirme ihtiyacı hissediyorum.

Farkedilir derecede kurutuyor maalesef.




Bugünlük benden bu kadar. Bu arada bir sonraki yazımız, Bitenler #6. Beni sosyal medya hesaplarımdan da takip etmeyi unutmayın!