17 Nisan 2015 Cuma

Trend Alarmı!!!! Granny Hair // Gri Saçlar





Bugün bir saç trendinden konuşacağız. Bazılarınız ilerleyen dakikalarda " millet beyazlarını kapatmak için kuaföre tonlarca  para döküyor, sen ne diyosun " diyebilir. Ben size anlatayım da uygulayıp uygulamamak size kalsın. 




Granny Hair yani büyükanne saçının olayı saçınızı gri-beyaz yaptırmak:)
Gelelim benim fikirlerime...

Elbetteki herkese yakışacak bir şey değil. Biraz daha beyaz ten ve renkli göz istermiş gibi geliyor bana.



Tamam beğendim, gittim boyattım, oldu denecek bir trendde değil bu. Stilinize de uyması lazım. Saçma gelebilir ama oldukça marjinal göründüğünden ben dövmeli, piercingli ablalarımıza/kardeşlerimize daha çok yakıştırıyorum.

Evin cici kızı gibi giyinen hanım kızlarımızın bu saçlarla çokta tarz görüneceğini sanmıyorum.
Uzun saçta da kısa saçta da oldukça cool bir görüntüsü var. Ünlülerde bu akıma uymaya başlıyor. Pink, Lady Gaga ve Cara Dalevigne öncü isimlerden.




5-6 sene kadar önce saçımın bir kısmını beyaz yapmak için kuaföre gidip, hem deli gibi zaman hem de para harcayıp sadece 3 gün beyaz saçla gezmiş sonrasında o saç iğrenç bir sarıya dönüşünce soluğu tekrar kuaförde almıştım. 2 kere falan tazelettim galiba ama sonrasında uğraşacak dermanım kalmadı ve vazgeçtim. Yani saçınız doğuştan sarı değilse işiniz biraz zor.
Sarı olursa bir nebze daha kolay açılıyor ve dipleri kısa bir süre de olsa kamufle edebiliyorsunuz.




Nacizane önerim eğer bu akıma uyup saçlarınızı boyatacaksanız makyajda çok dikkatli olmanız. Saçlar beyaz olunca otomatik olarak yüzünüz solgun gözükecektir. Zaten bu modaya uyan kadınların makyajlarında çoğunlukla eyeliner veya smokey göz makyajı, koyu renk rujlar ve renkli bir cilt görüyoruz.

Bir başka yüzle ilgili değinilmesi gereken konu da saçlar açık renk olacağından yüzünüzdeki bütün kusurların çarpı iki göze batacağı. Sivilceler, çiller, beğenilmeyen burun ya da kaşlar iyice dikkat çekici olabilir.




Tamamen gri yapacak cesaretiniz yoksa bir kaç görselde olduğu gibi dipleri koyu tutup geri kalanıyla da modayı yakalamanız mümkün.
Özellikle geçtiğimiz Yaz çok moda olan flash tatoolarla çok etnik ve bohem bir tarz oluşturuyor bu saçlar.


Şapkalar, saç bantları, boneler, taçlar...
Saçınızda aksesuar olarak kullanacağınız her şey ( tabi ki kıyafetlerinizle uygunsa ) stilinizi daha da dikkat çekici kılacaktır.




Ben özellikle dalgalı saçta inanılmaz beğendim. Gerçekten iki haftada bir dip boya derdi olmasa tabi bir de bahsettiğim sarılaşma, kesin gider boyatırdım.




İşin modasının yanında bir de saçın kendisine yapılacak olan işlemlerden bildiğim kadarıyla bahsetmek istiyorum. Eğer yeni bir teknik yoksa, saç açıcı yani oryel kullanılarak saçınız en açık renge gelene kadar açılıyor. Sonrasında üstüne gri boya yapılıyor ki gri boya çok istenilen bir ürün olmadığından bence işlemi yaptırmadan kuaförünüze bahsedin ki tedarikli olsun.
En sonunda da bana cila yapılmıştı ama bunu her kuaför yapıyor mu bilmiyorum.





Bir başka önerimde bu işlemden sonra kesinlikle sık aralıklarla (en azından başlangıçta) saçınıza bakım yaptırın. Yoksa yoluk, cansız saçlarınız olur ve bırakın modaya uymayı, bakımsızlık abidesi olursunuz.





Bu saçlarda sevdiğim bir diğer şey de aralara pastel renklerde balyaj uygulatmak. Bunu da oldukça tatlı ve cool bulduğumu söylemeliyim.





Peki sıra geldi sizlere...
Siz bu moda hakkında neler düşünüyorsunuz? Kendinize uygulatır mısınız? Kimlere yakıştırırsınız? Sokakta görseniz şaşırır mısınız?

Yorum olarak bekliyorum...





















15 Nisan 2015 Çarşamba

Dirty Works Coconut Scrub || Hindistancevizli Vücut Peelingi




Dirty Works, Gratis'lere geldiğinden beri özellikle renkli ambalaj tasarımıyla dikkatimi çeken bir markaydı. Ancak ne zaman bir ürününü denemek istesem ya o kategoriden evde çok ürünüm var diye vazgeçiyordum, ya da indirimde alırım diyordum. Evet bu markayla ilgili bir basiret bağlanması yaşadım :)

Şaka bir yana sanırım 20 gün önce nihayet ilk Dirty Works ürünüm olan bu vücut scrubını satın aldım.

Tüpte, 200 ml'lik, hindistancevizli bir scrub.






Ben vücut scrublarını genelde tüpte tercih etmiyorum çünkü duşta ellerim kaygan ya da ıslakken tüple anlaşmak çokta kolay olmuyor. Sanki kavanozda olanlar daha kolay kullanımlı gibi. Onun dışında kapağının şimdilik sağlam kapanıyor olması güzel umarım zaman içinde yalama olmaz.

Kapağı açında şahane, yoğun bir hindistancevizi kokusu geliyor. Arkasında da tarif ettiği gibi bir miktar alıp uyguluyorum. 1 dakika masaj yapar gibi uygularken farkettim ki koku acayip değişti ve kötüleşti.

Neden böyle oldu anlamadım. 2. ve 3. denemelerimde de hal böyle olunca doğal olarak çokta hoşuma gitmedi bu ürün.


Beyaz, ince bir krem gibi yapısı. İçinde de aşağıda görebileceğiniz gibi kahverengi partikülleri var. Vücudumu zedelemedi, yapı olarak gayet kolay uygulanabilecek, partikülleri can acıtmayan türde. Durulanması da kolay denebilir.

Çok mu iyi ölü deriden arındırdı? Maalesef hayır cevabını vericem. Açıkçası şimdiye kadar 10/10 dediğim bir vücut scrubı olmadı.
Kendisini indirimlerde 8-9 tl'ye almak mümkün. Sonuç olarak bitene kadar kullanıcam ama tekrar almayı düşünmüyorum.

Mutlu günler..

14 Nisan 2015 Salı

Mac Fluidline || Copperthorn




Biliyorum hepimiz güneşe hasretiz..
Bende sizlere güneş kadar sıcak, güneş kadar ışıltılı bir üründen bahsedeceğim bu yazımda.

Mac'in fluidlineları hiç alayım diye yanıp tutuştuğum ürünler olmadı. İnternet sitelerinde ya da mağazalarda gezerken her ürünü inceleyen ben nedense bunlara baktığımı hiç hatırlamıyorum. Geçtiğimiz hafta Elca'da karşıma çıkınca dayanamadım ve bari denemek için bir tane alayım diyip Copperthorn'u seçtim.

Mac'in en çok satan 10 ürünü içinde olan fluidlinelar gerçekten de bu sevgiyi hakediyorlarmış kullanınca anladım.


Yuvarlak, cam kavanoz ambalajı var. Kapağı sıkıca kapanıyor, e malum bu tarz ürünler hava alırsa kuruyabilir o nedenle önemli. Minik bir bilgi de paylaşayım, bu tarz ürünleri sürerken kavanozu ters çevirerek ağzını kapatın ki daha az hava alsın ve kurumasın.


Bir çok muadili üründen ayrıldığı en spesifik nokta üst ve alt kirpiklerin iç kısımlarına uygulanabilmesi çünkü çok çabuk kuruyor. Tabi ki denedim; alt kirpik içime sürdüğümde gerçekten hemen kurudu ve 3-4 saat boyunca yerinden oynamadı. Ancak gözleri çok sulanan  kişilere garanti veremiyorum.

Sürümü inanılmaz kolay, ürün krem gibi kayıveriyor. Dezavantajlarından biri kolay kuruyup sabitlendiği için hızlı ve doğru uygulamak gerekiyor.


Bildiğim kadarıyla 15 renkten oluşan geniş bir renk yelpazesi var.
Copperthorn; bakırımsı ışıltılı şahane sıcak bir turuncu. Her göz rengine yakışacak, ışık açısına göre renk değiştiren bir ürün. 
Folyomsu bir etkisi var. 
Ben bu ürünü far olarakta kullanıyorum. Özellikle bir bazın üstüne uygulandığında süper metalik bir efekt elde ediliyor.



Belki sadece bu rengine özgü bilemiyorum ama göz üstüme eyeliner olarak uygularken biraz zorlandım. Belki fırça seçimi kaynaklı bir zorlukta olabilir ama sanki minik topaklanmalar oldu. Işıltısından kaynaklı da olabilir.




 Elca'dan 25liraya aldım diye hatırlıyorum, bir tek bunu almadığım için net fiyat söyleyemiyorum üzgünüm. Normal satış fiyatı 55 tl.
Güneşli, mutlu günler...

12 Nisan 2015 Pazar

Kiehl's Rare Earth Deep Pore Cleansing Masque // Gözenek Temizleyici Maske




Gözenek problemi çoğumuzda var. Aslında cildimizin gözeneklerinin belirgin olması çok doğal bir durum ama bazen, makyajlarda sonucun kötü çıkmasına ya da içinde biriken kirler yüzünden sivilce ya da siyah nokta sorununa yol açması gibi sıkıntıları oluyor. 
Ben de her zaman olmasa da bu sorunlarla karşılaştığım için çözüm arayışına girdim ve karşıma bu ürünü öven bir sürü insan çıktı.
Ciltteki yüzey kirlerini ve toksinleri temizlemeyi vaadeden ürün, normalden yağlıya kadar olan cilt tiplerine uygundur deniyor. İlk uygulamadan sonra sık olmamak şartıyla kuru ciltlerinde sevebileceğini düşündüm çünkü diğer kil maskeleri gibi uygulama sonrası cildi kurutmuyor.

Evet az önce de söylediğim gibi bu bir beyaz kil maskesi. Belli belirsiz bir kokusu var, beni hiçmi hiç rahatsız etmedi.

Özellikle yüzümün yağlı bölgelerine (burun, çene ve alın) ince bir kat uygulayıp kurumasını bekliyorum ve ılık suyla duruluyorum.

Taa daaa yumuşacık, temiz bir ciltle karşılaşıyorum. Cildim de hiç bir gerilme ya da hassasiyet belirtisi olmuyor. Gerçekten temizleme konusunda çok memnun kaldım.
Gelelim gözenek küçültme mevzusuna..
Evet anlık bir küçültme mümkün ama kalıcı bir çözüm sunmuyor.
Ben ürünü haftada bir kullanıyorum.
Ciltten kolay arınmasıda benim için bir avantaj.

Kil maskeleri bu tarz kavanoz ambalajlarda çoğunlukla kuruyor ama içeriğinden heralde bunda endişe etmeme rağmen 5 aydır hiç kuruma olmadı.
Ürünle ilgili tek sevmediğim nokta gramajı! Bir kil maskesinin 142 gr olması fazla bence. Daha sık kullanılacak bir maske olsa belki anlarım ama bence Kiehl's bu ürünün daha küçük boylarını da çıkarmalı. Böylece bir maske alıp senelerce kullanmayız :)

Şuanki fiyatı 82 tl diye hatırlıyorum.

Sevgiler...

9 Nisan 2015 Perşembe

Makyaj Çantamda Neler Var? ( 2015 İlkbahar )




Her ne kadar İlkbahar'da olsakta havalar hala Kış..
Ben Kış'ı sevdiğim için bu durum beni rahatsız etmese de bir çoğunuz artık ısınalım diyorsunuz biliyorum. Tamam biraz güneş fena olmaz ama lütfen yapış yapış sıcaklar da gelmesin.
Konumuza dönecek olursak; bir önceki "Makyaj Çantamda Neler Var?" yazımda artık yılda 4 kere (her mevsimde olmak üzere) makyaj çantamı sizlerle karıştıracağımdan bahsetmiş ama bu Kış maalesef yazamamıştım. Kısmet bugüneymiş.
Hadi hemen başlayalım...

Makyaj çantam daha yeni, bir kaç hafta oldu alalı. Daha önce Victoria's Secret'tan hiç makyaj çantası almamıştım ve arada bir bazı modellerini çok beğendiğim oluyordu. Bu hem kumaşı, hem yanımda taşıyabileceğim boyutta oluşuyla kalbimi çaldı. Sanırım 50 tl'ydi fiyatı.

İlk olarak sıkıcı ürünlerle başlayalım. Gerçi makyaj çantasından dansöz çıkmayacak tabi ki bir çoğu sıkıcı ama bunlar daha sıkıcı gibi. Amma uzattım! :)

Flormar'dan aldığım minik parfüm şişesi sürekli yanımda. Şuan içinde Tommy Girl parfümüm var. Çünkü onu bozulmadan bitirmeye çalışıyorum.

Rossmann'dan aldığım ağız spreyi de Kış'tan beri çantamın demir başlarından oldu. 1-2 farklı aromalı olanı var ben bunu seçtim. Tatlı bir nane tadı var ve gerçekten ferahlatıcı.

Rebul kolonyaların bu mini boylarını, her Watsons alışverişimde kasanın yanından bir iki tane alıyorum. Bu da İce olan. Ellerimi yıkadıktan sonra ya da yıkama imkanım yoksa kurtarıcı oluyor.

Madame Coco'nun Gardenia el kremi çabuk emilen aşırı nem vermese de anlık olarak beni mutlu eden fresh kokulu uygun fiyatlı bir ürün.

Çantamda çoğunlukla iki farklı lipbalm bulunduruyorum. Biri renkli biri renksiz oluyor. Bu aralar her ne kadar kokusunu ve yoğun tadını sevmesem de bitirmek için Eos Mandarin benimle birlikte.

Diğer seçeneğimi de Maybelline BabyLips'lerin nude renginden yana kullandım. Az nemlendiren ama verdiği hafif renkle makyajımı tamamlayan bir ürün.

Cettua'nın yağ emici mendilleri her zaman çantamda. Bu paketi aldığım zamanı söylesem çok şaşırırsınız muhtemelen. Sanırım 1.5 sene falan oldu. Napıyim ben bunu unutup ince bir peçeteyle alıyorum yağı :) Eskiden yağlı olan cildim artık karma ama yine de özellikle burun bölgem için biçilmiş kaftan bu ürün.
Pudra olarak yeni yeni Too Faced'i kullanıyorum. Zaten yakın zamanda detaylı bir inceleme yazısı yazarım. Bu ürünün en büyük artılarından biri de aynası olduğundan yanımda bir de ayna taşımama gerek kalmıyor.

H&M'den aldığım bu minik kabukiyle hiç anlaşamadık. Keşke büyüğünü alsaymışım diyeyorum. Birincisi; çok küçük diye uygulama çok uzun sürüyor, ikincisi; üstünde çok pudra tuttuğu için inanılmaz cakey bir görüntü yaratıyor. Hele ki burun kenarlarımda!!


Garnier'in kapatıcısı da bu sezozn makyaj çantama girdi. Normalde yanımda kapatıcı taşımak çok adetim değildir. Kış boyunca hiç taşımadım ama bu ara ya kullandığım mascaradan ya da havaların saçmalığından bilmiyorum alt kirpiklerimdeki rimel bazen göz altlarımı koyulaştırıyor. İşte bu tarz durumlarda düzeltme yapmak için bu ürün pratik.


Kaş mascarası olmazsa olmazlarımdan biri. Bu defa da Essence'in kaş mascarasını kullanıyorum. Benim için gayet yeterli oluyor.

Son zamanlarda kaş kalemimin arkasındaki tarağın çokta iş görmediğini farkedip Rossmann'dan 2.50 tl gibi komik bir fiyata bu kaş tarağını aldım. Gün içinde şeffaf mascara uygulasam da bazen dağılan kaşlarımı bununla toparlıyorum.

Ve tabi ki vazgeçilmezim olan Alix Avien'in kaş kalemi de benim makyaj çantamın vazgeçilmezlerinden.






Dudak ürünleri sürekli değişse de çoğunlukla bunlar bulunuyor. Essence'in In The Nude dudak kalemini bazen lip balmın üstüne bazen de tek başına kullanıyorum.

Nars'ın Anabelle isimli rujunun da yazısını yakında detaylıca yazarım. Yapısını çok sevdiğim kaleme ihtiyaç duyulmadan sürülebilen bir kırmızı. Çantamda çoğunlukla bir nude bir de kırmızı bulundurmaya çalışıyorum. Bu da kırmızı kategorisinden seçimim.

Mac'in Kinda Sexy rujunu alırken bende çok mu turuncu durur diye korkmuş ama alınca çok sevmiştim. Gün boyu kalıcılığı hoşuma gittiği için bu da bana eşlik eden ürünlerden.
Eveet benim makyaj çantamı önünüze alıp karıştırsanız içinden bunlar çıkardı. Sizin İlkbahar'da makyaj çantanızdan ayıramadıklarınız neler? Benimle paylaşırsanız çok sevinirim :)

6 Nisan 2015 Pazartesi

Bioderma Sensibio H2O Makyaj Temizleme Suyu





Her seferinde söylüyorum; makyaj yapsanız da yapmasanız da cildinizin temizliği çok önemli. Sık sık farklı ürünler denememin sebebi de bana en uygununu bulup hep onunla devam etmek istemem. Ancak bu arayışta bloglarda veya sosyal medyada çok beğenilen ürünlerin genelde önce uygun fiyatlı muadillerini ya da seyahat boylarını denemeyi tercih ediyorum. 

Bioderma markasının bir kaç ürününü daha önce kullanmış ve sevmiştim. Nemlendirici ve göz kremi olunca ayırdığım bütçe artıyor ama temizleme suları - ki ben pek kullanmıyorum jeller daha bana göre- söz konusu olunca neden Loreal'in ve Garnier'in aynı tarzda ürünleri varken buna o kadar para vereyim dedim. Yalan olmasın 2 sene kadar önce bu ürünün mini boyunu kullanmıştım ama sevip sevmediğimi bile hatırlamıyordum.
İçeriği oldukça temiz ve hassas ciltlere de uygun olduğu yazıyor üstünde. Bloglarda da kötü bir yorum görmeyince almaya karar verdim.

Geçtiğimiz haftalarda kozmeli.com'da güzel bir indirim yakalayınca fırsat ayağıma gelmiş oldu. Bildiğiniz gibi çoğu sitede ve mağazada bir alana bir bedava olarak satışta. Benimki de o şekildeydi ve ikisi 43 tl'ye geldi. Normal indirim dışında bir de kupon kodu kullandım ama artık süresi dolduğundan paylaşmıyorum.

Plastik şişeli bu ürün ve maalesef yanınızda taşıyamayacağınız boyutta. Benim için ambalajıyla ilgili önemli olan iki konuda da artı almayı başardı.
1- Ağzının iyi kapanması: ✔️
2- Ağzındaki deliğin çok büyük olmaması (ürün ziyan olmasın diye): ✔️

500 ml'lik bu ürün her gün kullansanız bile uzun süre size yetecektir. Ben makyaj temizleme sularını her gün kullanmadığım için bu şişe sanırım 5 ay falan kullanılır.


Bende kızarıklık, sivilce, gerginlik vs. gibi bir irritasyona yol açmadı.
Bir pamuğa az miktar döküp temizlemek istediğim bölgeye uyguluyorum.
Gerçekten temizlemesi başarılı. 
Normalde durulama gerektirmediği söyleniyor ama ben hele ki tüm yüzümü bu suyla sildiysem ardından bir temizleme jeliyle yıkıyorum.
Kokusu yok.

İndirimlerde alıp denenebilecek bir ürün. Ancak tabi ki bu parayı fazla buluyorsanız Loreal ya da Garner'in de temizleme sularını deneyebilirsiniz.
Güzel bir hafta olması dileğiyle...






3 Nisan 2015 Cuma

Rexona'dan yeni iz bırakmayan deodorant Rexona // Black + White

Herkese merhaba...

Sizi bilmem ama ben siyah & beyaz tutkunuyum. Pek çok kıyafetimde de bu renkleri tercih ediyorum. Bugüne kadar da ter kokusuyla mücadele ederken hep en yoğun deodorant ve roll on'ları tercih ettim. Ancak hemen her seferinde de kıyafetlerimde oluşan leke ve izlerle mücadele etmem gerekti ve açıkçası bundan  çok da yoruldum.

Benim gibi deodorant lekeleriyle mücadele eden kullanıcılarını düşünen Rexona yeni serisi Black + White ile bu soruna çözüm bulmuş.

Hal böyle olunca da bu yeni seriyi hemen denemek istedim, cildimde tortu bırakmayan, beyaz kıyafetlerimde "sarı" izlere, siyah kıyafetlerimde de "beyaz" leke neden olmayan Rexona // Black + White benim şimdiden favori deodorantım oldu. 

İlkbahar ve yaz aylarında kurtarıcım olacak bu ürünü sizlerle de tanıştırmak istedim.

Rexona bu yeni serisinde sadece biz kadınların değil aynı özellikleri taşıyan erkek deodorantıyla erkek kullanıcılarının da imdadına yetişmiş.

Ben artık siyah ve beyaz kıyafetlerimi giyerken kendimi daha özgür hissediyorum, "acaba siyah bluzumun üzerinde beyaz leke mi kaldı?" ya da "beyaz gömleğimde sarı leke mi oluştu?" gibi endişelerim tarih oldu, benden mutlusu yok :)

Bu içerik http://www.eceninmodagunlugu.net/ tarafından hazırlanmıştır. 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.